SEO Nedir? İşletmeler İçin Arama Motoru Optimizasyonunu Gerçekten Anlamak
İnternette bir işletmeniz varsa, müşterilerinizin sizi nasıl bulduğu oldukça önemli.
Çünkü insanlar artık yalnızca bildikleri markaları aramıyor. Bir hizmete ihtiyaç duyduklarında, bir ürün satın almak istediklerinde, yakınlarında bir işletme aradıklarında veya akıllarındaki bir soruya cevap bulmak istediklerinde önce arama motorlarına başvuruyorlar.
Örneğin bir işletmenin adını bilmeyen biri Google'a “Ankara ambalaj malzemeleri”, “yakınımdaki diş hekimi” veya “İstanbul muhasebeci” yazabilir.
İşte SEO'nun işletmeler açısından anlam kazandığı yer tam olarak burası.
SEO'yu yalnızca “Google'da üst sıralara çıkmak” şeklinde anlatmak mümkün ama eksik kalır. Çünkü ortada yalnızca bir sıralama meselesi yok. Bir tarafta arama yapan insan, diğer tarafta bu insanın ihtiyacına cevap verebilecek işletmeler ve bütün bunları birbirleriyle buluşturmaya çalışan bir arama sistemi var.
Bu yazıda SEO'yu ezberlenmiş birkaç tanımla geçiştirmek yerine, işletme sahibi açısından gerçekten ne anlama geldiğine bakacağız. SEO neden yapılır, reklamdan farkı nedir, Google burada ne yapar, kullanıcı açısından neden önemlidir ve iyi bir SEO çalışmasını diğerlerinden ayıran şey nedir?
SEO'nun anlamı aslında düşündüğümüzden daha geniş
SEO, İngilizce Search Engine Optimization ifadesinin kısaltmasıdır. Türkçesiyle Arama Motoru Optimizasyonu.
Google'ın kendi SEO Başlangıç Kılavuzu'nda SEO; arama motorlarının içeriğinizi anlamasına ve insanların sitenizi bir arama motoru üzerinden bulup ziyaret edip etmeyeceklerine karar vermesine yardımcı olan çalışmalar olarak açıklanıyor.
Burada güzel bir ayrıntı var.
Google SEO'yu, “Google'da birinci olmak için yapılan işlemler” şeklinde tanımlamıyor. Daha çok web sitenizin arama motoru tarafından anlaşılmasını ve insanların sizi arama üzerinden bulmasını kolaylaştıran çalışmalar bütünü olarak ele alıyor.
Bu ayrım önemli.
Çünkü SEO'ya sadece sıralama gözüyle bakarsanız, yaptığınız çalışmanın neden yapıldığını bir süre sonra kaybedebilirsiniz.

Örneğin bir sayfanız “ankara ambalaj malzemeleri” aramasında görünmeye başladı diyelim.
Güzel.
Ama sayfaya gelen kişi aradığı ürünleri bulamıyorsa, iletişim bilgilerine ulaşamıyorsa veya işletmeye güvenmiyorsa yalnızca sıralamada görünmüş olmanızın işletmeye katkısı sınırlı kalır.
SEO'nun asıl değeri, görünürlüğü gerçek kullanıcı ihtiyacıyla buluşturabilmesinde ortaya çıkar.
Bir insan Google'da arama yaptığında aslında ne oluyor?
Bunu anlamak SEO'yu anlamanın en kolay yollarından biri.
Bir kullanıcı Google'a bir kelime veya soru yazar.
Örneğin:
“İstanbul toptan ambalaj”
Burada kullanıcı sadece üç kelime yazmış olsa da aslında bir ihtiyacını ifade ediyor.
Google'ın karşısında ise bu ihtiyaca cevap verebilecek çok sayıda web sayfası bulunabilir.
Arama motorunun işi, bu büyük bilgi havuzu içerisinden kullanıcının aramasıyla alakalı sonuçları bulup sunmaktır.
Google'ın arama sürecini anlattığı dokümanlarda bu süreç genel olarak tarama, dizine ekleme ve arama sonuçlarının sunulması aşamalarıyla açıklanıyor.

SEO çalışmasının bir bölümü de burada devreye giriyor.
Web sitenizdeki bilgiler açık, anlaşılır ve erişilebilir olduğunda arama motorlarının içeriğinizi anlaması kolaylaşabilir.
Ama burada bir parantez açalım:
Google'ın içeriğinizi anlamasını kolaylaştırmak, Google'a istediğiniz sırayı vermesi için bir emir vermek değildir.
Böyle çalışan bir sistem yok.
Google'ın kendi rehberinde de bir siteyi otomatik olarak birinci sıraya çıkaracak herhangi bir “gizli formül” bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Ayrıca SEO çalışmalarının bir sayfanın mutlaka taranacağını, dizine ekleneceğini veya belirli bir konumda gösterileceğini garanti etmediği de ifade ediliyor.
Bu nedenle SEO'da “garanti birinci sıra” gibi vaatlere temkinli yaklaşmak gerekir.
SEO neden işletmelerin gündemine girdi?
Çünkü müşteriniz sizi her zaman isminizle aramıyor.
Bu küçük ayrım aslında oldukça büyük bir fırsat yaratıyor.
Diyelim ki bir kişi yeni bir ev açtı ve ambalaj malzemelerine ihtiyacı var.
Sizi tanımıyorsa işletmenizin adını Google'a yazamaz.
Bunun yerine:
“koli bandı nereden alınır?”
“ambalaj malzemeleri”
“yakınımdaki ambalaj malzemeleri”
gibi aramalar yapabilir.
Burada işletmenin amacı yalnızca kendi adını arayan müşterilere ulaşmak değildir.
Asıl fırsatlardan biri, işletmenin sunduğu ürün veya hizmete ihtiyaç duyan ama henüz işletmenin adını bilmeyen insanlarla karşılaşabilmektir.
İyi bir SEO çalışmasının işletme açısından değerli taraflarından biri budur.
Görünür olmak başka, doğru kişiye görünmek başka
SEO konuşulurken genellikle trafik ve sıralama rakamları öne çıkarılıyor.
Fakat işletme sahibi açısından daha önemli bir soru var:
Gelen kişi gerçekten benim müşterim olabilir mi?
100.000 kişinin ziyaret ettiği ama hiç kimsenin ürününüzle ilgilenmediği bir sayfa, 500 kişinin ziyaret ettiği ve bunların önemli bölümünün gerçekten ürününüzü aradığı bir sayfadan daha değerli olmayabilir.
Bu yüzden SEO'da yalnızca “kaç kişi geldi?” sorusuna bakmak yeterli değildir.
İnsanların ne aradığını anlamak gerekir.
Daha da önemlisi, neden aradıklarını anlamak gerekir.
Örneğin “SEO nedir?” ile “SEO hizmeti almalı mıyım?” aynı arama değildir.
İlkinde kişi bilgi edinmek istiyor olabilir.
İkincisinde satın alma kararına yaklaşmış olabilir.
Bu konu SEO'nun en önemli parçalarından biri olan arama niyeti ile doğrudan bağlantılı. Bunu ilerideki “Arama Niyeti Nedir?” yazımızda ayrıca inceleyeceğiz.
SEO ile reklam aynı şey değil
Bu konu işletme sahiplerinin en çok karşılaştırdığı konulardan biri.
Google'da bir arama yaptığınızda bazı sonuçların reklam olarak işaretlendiğini görürsünüz. Bunlar ücretli reklam sistemleri üzerinden oluşturulan sonuçlardır.
Organik sonuçlar ise farklı bir sistem içerisinde değerlendirilir.

Google, organik arama sonuçlarında görünmek için Google'a bir “listeleme ücreti” ödemeniz gerekmediğini Search Essentials dokümanında açıkça belirtiyor.
Peki bu SEO'nun reklamdan daha iyi olduğu anlamına mı geliyor?
Hayır.
Aynı şekilde reklamın SEO'dan daha iyi olduğu da söylenemez.
İkisinin kullanım amacı ve çalışma biçimi farklıdır.
Reklam, belirli bir bütçeyle belirli bir kampanyayı hızlı biçimde görünür hale getirmek için kullanılabilir.
SEO ise web sitenizin, içeriklerinizin ve çevrimiçi görünürlüğünüzün zaman içerisinde geliştirilmesine yönelik bir çalışmadır.
Bir işletme ikisini aynı anda da kullanabilir.
Örneğin yeni açılan bir işletme kısa vadede reklamdan faydalanırken aynı zamanda uzun vadeli organik görünürlüğünü geliştirmeye başlayabilir.
Dolayısıyla mesele “SEO mu reklam mı?” diye tek bir taraf seçmekten ziyade, işletmenin hangi aşamada neye ihtiyacı olduğunu belirlemek.
Bu konuyu 03 numaralı yazımızda çok daha ayrıntılı karşılaştıracağız.
Kullanıcı açısından iyi SEO nasıl görünür?
İşin ilginç tarafı şu:
Kullanıcı çoğu zaman SEO çalışmasını görmez.

İyi yapılmış bir SEO çalışmasının sonucunda kullanıcı sadece aradığı şeyi daha rahat bulabilir.
Bir işletmenin web sitesine girer.
Aradığı ürün veya hizmeti bulur.
İşletmenin kim olduğunu anlar.
İletişim bilgilerine ulaşır.
Sorularının cevaplarını okur.
Ve gerekiyorsa işletmeyle iletişime geçer.
Burada SEO ile kullanıcı deneyimi birbirinden tamamen ayrı iki dünya değildir.
Google'ın kendi SEO rehberinde de ilgi çekici ve faydalı içeriklerin arama sonuçlarındaki varlığı etkileyebileceği; içeriğin doğal bir dille yazılması, iyi düzenlenmesi ve kullanıcıların sayfada rahatça ilerleyebilmesi için uygun başlıklarla bölünmesi öneriliyor.
Yani kullanıcı için anlaşılır olan bir yapı, arama motorlarının içeriği anlamasına da yardımcı olabilir.
Peki güvenin SEO ile ne ilgisi var?
Burada konu biraz daha derinleşiyor.
İnternette bir işletmeyle karşılaşan kişi, işletmenin gerçekten var olup olmadığını, ne iş yaptığını ve güvenilir olup olmadığını anlamaya çalışabilir.

Web sitesinde bilgiler eksik.
İşletme hakkında internette neredeyse hiçbir bilgi yok.
Farklı yerlerde farklı telefon numaraları bulunuyor.
Adresler birbirini tutmuyor.
Eski bilgiler hâlâ yayınlanıyor.
Bütün bunlar kullanıcı açısından soru işareti oluşturabilir.
SEO'nun kendisi “güven” üretmez. Fakat işletmenin internette nasıl temsil edildiği, bilgilerin ne kadar anlaşılır olduğu ve kullanıcıların işletmeyle ilgili ne kadar tutarlı bilgiye ulaşabildiği dijital görünürlük açısından önemlidir.
Google da içerik kalitesini değerlendirirken güvenilirlik, uzmanlık ve deneyim gibi unsurların önemini vurguluyor. Bunun yanında Google, içeriğin kim tarafından oluşturulduğunun ve uzmanlığın nasıl ortaya konduğunun anlaşılır olmasını da öneriyor.
Burada bizim özellikle önem verdiğimiz nokta şu:
İnsanlara güvenmelerini söylemek yerine, güvenmeleri için neden vermek.
Bir bilgi söylüyorsak kaynağını göstermek.
Bir araştırmadan bahsediyorsak araştırmayı göstermek.
Kendi deneyimimizden bahsediyorsak bunun bizim gözlemimiz olduğunu açıkça belirtmek.
Bence kaliteli içerik ile sadece SEO amacıyla hazırlanmış içerik arasındaki farklardan biri de burada başlıyor.
SEO'nun işletmeye sağlayabileceği değer sadece ziyaretçi sayısından ibaret değil
SEO'nun işletmeye katkısını birkaç farklı açıdan değerlendirebiliriz.
İlk olarak görünürlük gelir.
İşletmenizle ilgili aramalarda daha fazla kişinin karşısına çıkabilirsiniz.
Sonra erişilebilirlik gelir.
Sizi daha önce tanımayan bir kişi, aradığı ürün veya hizmet üzerinden işletmenizi keşfedebilir.
Bir başka değer ise dijital varlık.
İyi hazırlanmış bir web sitesi, faydalı içerikler, doğru işletme bilgileri ve zaman içerisinde oluşan çevrimiçi görünürlük bir bütün oluşturur.
Fakat burada önemli bir sınır çizelim.
SEO:
“Bunu yap, kesin müşteri kazan.”
şeklinde çalışan bir sistem değildir.
Sektörün rekabeti, işletmenin web sitesi, ürün veya hizmet kalitesi, fiyatlandırma, kullanıcı deneyimi, içerik kalitesi ve daha birçok unsur sonucu etkileyebilir.
SEO'nun yapabileceği şey, işletmenin sunduğu gerçek değerin onu arayan insanlar tarafından bulunma ihtimalini artırmaya yönelik bir altyapı oluşturmaktır.
Birinci sıra gerçekten başarı ölçüsü mü?
Elbette bir aramada birinci sırada olmak değerli olabilir.
Ama tek başına yeterli değildir.

Bir işletme düşünün.
Çok fazla ziyaretçi alıyor ama gelen insanların büyük bölümü işletmenin sunduğu hizmetle ilgilenmiyor.
Başka bir işletme daha az ziyaretçi alıyor ama ziyaretçilerin önemli bölümü gerçekten hizmet arıyor.
Hangisi daha başarılı?
İşletmenin amacına göre ikinci seçenek çok daha değerli olabilir.
Bu yüzden SEO sonuçlarını değerlendirirken sadece sıralama pozisyonuna bakmak yerine daha geniş bir tabloya bakmak gerekir.
Hangi aramalarda görünüyorsunuz?
Kimler sizi buluyor?
Hangi sayfalar ziyaret ediliyor?
İnsanlar ne ararken geliyor?
İşletmenizle ilgili hangi bilgiler daha fazla ilgi görüyor?
SEO'nun gerçek ticari değerini anlamak için bu sorular daha anlamlıdır.
SEO'da “çok kelime kullanmak” diye bir başarı ölçüsü yok
Anahtar kelime konusu da yıllardır yanlış anlaşılan konulardan biri.
Bir yazıda hedeflediğiniz kelimeyi kullanmanız elbette gerekir.
Ama kelimeyi onlarca kez tekrar etmek iyi SEO anlamına gelmez.
Google, anahtar kelimelerin doğal olmayan biçimde aşırı tekrar edilmesini “keyword stuffing”, yani anahtar kelime doldurma olarak değerlendiriyor ve bunu spam politikaları kapsamında ele alıyor.
Bu yüzden:
“SEO” kelimesini mümkün olduğunca fazla geçirelim.
yerine:
“Konuyu en anlaşılır şekilde anlatalım; gerekli terimleri de doğal biçimde kullanalım.”
demek çok daha doğru.
Bizim içerik üretirken izleyeceğimiz yöntem de bu olacak.
SEO'nun, SEO'da, SEO'dan, SEO çalışmasının veya arama motoru optimizasyonunun gerektiği yerde kullanılması gayet doğal.
Fakat sırf arama motoru görsün diye cümleyi bozmanın okuyucuya hiçbir faydası yok.
Google'ın güncel rehberi de içeriklerin doğal dille yazılmasını ve başkalarının içeriklerini yalnızca kelimelerini değiştirerek yeniden üretmekten kaçınılmasını öneriyor.
Uzun içerik her zaman iyi içerik değildir
Bu konuya da özellikle değinmek istiyorum.
İnternette “Google uzun yazıları sever” şeklinde çok fazla öneri görebilirsiniz.
Google'ın böyle bir kelime sayısı kuralı yok.
Hatta Google'ın faydalı içerik rehberinde, yalnızca belirli bir kelime sayısına ulaşmak amacıyla içerik yazmanın doğru yaklaşım olmadığı açıkça belirtiliyor.
Bence bunun mantığı zaten oldukça basit.
Bir konuyu 1.800 kelimede gerçekten iyi anlatabiliyorsanız 4.000 kelimeye çıkarmanın anlamı yok.
Ama bir konuyu hakkıyla anlatmak için 4.000 kelime gerekiyorsa, “Google kısa yazıyı sever” diye bilgiyi kırpmak da doğru değil.
Hedefimiz kelime sayısı değil, bilgi değeri olmalı.
İyi bir SEO çalışması nereden başlar?
Tek bir reçetesi yok.
Ama sağlıklı bir başlangıç için önce işletmeyi anlamak gerekir.
Ne satıyor?
Kime satıyor?
Hangi bölgede hizmet veriyor?
Müşterileri hangi soruların cevaplarını arıyor?
Rakipleri internette nasıl görünüyor?
Web sitesi hangi durumda?
İşletme hakkında internette hangi bilgiler mevcut?
İnsanların karşısına hangi sayfalar çıkıyor?
Bunları anlamadan doğrudan “şu 10 SEO çalışmasını yapalım” demek çok sağlıklı olmayabilir.
Çünkü aynı yöntem her işletmede aynı sonucu vermeyebilir.
Bir yerel hizmet işletmesinin ihtiyacı ile ülke genelinde satış yapan bir e-ticaret sitesinin ihtiyacı aynı değildir.
SEO'da uzmanlığın önemli taraflarından biri de biraz burada ortaya çıkıyor:
Ne yapılacağını bilmek kadar, neyin önce yapılması gerektiğini bilmek.
SEO bir defa yapılıp rafa kaldırılacak bir işlem değil
İnternet sürekli değişiyor.
Yeni sayfalar yayınlanıyor.
Rakipler içeriklerini geliştiriyor.
İnsanların arama alışkanlıkları değişiyor.
İşletmeler yeni ürün ve hizmetler sunuyor.
Google arama sistemlerini geliştiriyor.
Dolayısıyla SEO'yu bir defalık “ayar” olarak düşünmek yerine zaman içerisinde takip edilen ve gerektiğinde geliştirilen bir çalışma olarak düşünmek daha doğru.
Bu, her hafta siteyi değiştirmek gerektiği anlamına da gelmiyor.
Bazen yapılacak en doğru şey hiçbir şeyi aceleyle değiştirmemek ve önce veriyi incelemektir.
Google da yapılan SEO değişikliklerinin etkisinin görülmesinin bazen birkaç saat, bazen birkaç ay sürebileceğini belirtiyor.
Bu yüzden SEO'da sabır kadar ölçüm de önemli.
SEO'yu tek cümlede anlatmak gerekirse
SEO'yu yalnızca:
“Google'da üst sıralara çıkma çalışması”
olarak anlatmak bana göre eksik kalır.
Daha doğru bir çerçeve şöyle:
SEO; insanların aradığı bilgi, ürün, hizmet veya işletmeyle doğru içeriğin daha kolay buluşmasına yardımcı olmak için web sitesini ve çevrimiçi varlığı geliştirme sürecidir.
Bunun içerisinde teknik çalışmalar da vardır.
İçerik de vardır.
Anahtar kelime araştırması da vardır.
İç bağlantılar da vardır.
Kullanıcı deneyimi de vardır.
İşletmenin internette nasıl temsil edildiği de vardır.
Ve bütün bunların üzerinde tek bir soru durur:
Bunu gerçekten kullanıcı için daha iyi hale getiriyor muyuz?
Google'ın güncel “people-first” yaklaşımında da temel soru buna oldukça yakın: İçerik öncelikle insanlara yardımcı olmak için mi oluşturuluyor, yoksa yalnızca arama motorlarından ziyaretçi almak için mi?
Bence SEO'yu doğru anlamanın başlangıç noktası da tam olarak burası.
SEO, arama motorunu kandırmaya çalışmak değil.
İşletmenizin gerçekten sunduğu değerin, onu arayan insanlar tarafından daha kolay bulunabilmesine yardımcı olmak.
Bir sonraki adımda ise işin perde arkasına geçebiliriz.
Google bir sayfayı nasıl keşfediyor?
Ne zaman tarıyor?
Dizine eklemek ne demek?
Bir sayfa Google'ın önüne geldikten sonra neler oluyor?
Bunları “Google Arama Nasıl Çalışır? Tarama, Dizine Ekleme ve Sıralama Süreci” başlıklı yazımızda adım adım ele alacağız.